Pergamon, günümüzde İzmir iline bağlı Bergama ilçesinin merkezinin yerinde kurulu antik kentin adıdır. Pergamon'nun, eski çağlarda Misya bölgesinin önemli merkezlerinden biri olduğu ve MÖ 282-133 yılları arasında da Pergamon Krallığı'nın başkenti olduğu bilinmektedir. Kale Dağı'nın tepesindeki antik Pergamon yerleşimi anıtsal mimarisiyle Helenistik dönem şehir planlamacılığının en iyi örneğini temsil etmektedir. Athena Tapınağı, Trajan Tapınağı, Helenistik dönemin en dik tiyatro yapısı, kütüphane, Heroon, Zeus Sunağı, Dionysos Tapınağı, agora ve gymnasion yapıları bu planlama sisteminin ve dönem mimarisinin en seçkin örnekleri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınmıştır.
Pergamon adının, bir söylence kahramanı olan Pergamos'tan geldiği bilinmektedir. Pergamos'un, Teuthrania Kralı'nı öldürdükten sonra kenti ele geçirdiği ve kendi adını verdiği sanılmaktadır. Başka bir söylenceye göre de Teuthrania Kralı Grynos savaşta Pergamos'tan yardım istemiş, zaferden sonra iki kent kurdurarak birine onun onuruna Pergamon, ötekine de Gryneion adını vermiştir. Yazılı belgelerde Pergamon'dan ilk kez MÖ 4. yüzyılın başlarında söz edilmiştir. Kentin daha sonra Pergamon Krallığı'nın başkenti olduğu bilinmektedir. Bu dönemde saray, tapınak, tiyatro gibi yapıların yapıldığı ve kentin kule ve surlarla çevrildiği bilinmektedir. Eski kentin kalıntılarını, 1870'lerde Batı Anadolu'da demiryolu döşenmesinde çalışan Alman mühendis Carl Humann bulmuştur. Pergamon'da ilk araştırma ve kazı çalışmalarına ise 1878 yılında başlanmıştır. Kazılar ve onarım çalışmaları günümüzde de devam etmektedir.
Bergama’ya geldiğinizde akropole gitmeden önce mutlaka görmeniz gereken iki mekân bulunur. Bunlardan biri Kızıl Avlu Bazilikası’dır. MS 2. yüzyılda inşa edilen yapının ilk dönemlerinde Mısır tanrılarına adanmış olduğu düşünülmektedir. Oldukça görkemli ve devasa bir yapı olan Kızıl Avlu Bazilikası, adını inşa edildiği kızıl tuğlalardan alır. Tapınak, 5. yüzyılda bazilikaya dönüştürülür.
Akropole çıkmadan önce görebileceğiniz bir diğer mekân ise Asklepion’dur. Burası sağlık tanrısı Asklepios’a adanmış bir kutsal alan ve aynı zamanda Antik Çağ’ın çok önemli bir şifa merkezidir. Kütüphanesi, kendine ait 3500 kişilik bir tiyatrosu, şölen, ziyafet avluları ve tuvaletleri bulunan alanda Zeus ve Asklepios’a adanmış bir tapınak da vardır. Alanın güneydoğu köşesinde bulunan yuvarlak yapı ise tedavi binasıdır. Burada uygulanan tedavi yöntemleri hakkındaki bilgilere antik kaynaklardan ulaşabildiğimiz merkez, Galen gibi tıp tarihinin en önemli isimlerinden birine de ev sahipliği yapar.
Pergamon’un düzlükte yer alan bu uzantılarını gördükten sonra kentin Kale Tepesi’ndeki muhteşem akropolüne ulaşmak için birkaç farklı seçeneğiniz var. Akropole aracınızla ya da yaya olarak ulaşabileceğiniz gibi bölgede bulunan teleferiği de kullanabilirsiniz.
Akropole vardığınızda ise ufka kadar uzanan soluk kesici manzara, Pergamon krallarının sahip olduğu yücelik hissini anlamanıza yardımcı olur. Akropolün en yüksek noktasında yer alan ve görkemli sütunlarının bir kısmı ayakta kalan Trajan Tapınağı, bir mimari harikanın kalıntısı olarak hemen dikkatinizi çeker. Tapınağın yüksekliği ana kayadan 27 metreyi bulur ve Antik Çağ'daki haşmeti düşünüldüğünde uzaklardan bile görülebilir.
Dünyanın en dik antik tiyatrosu ünvanını elinde bulunduran tiyatro da akropoldeki nefes kesici mekânlardan bir diğeridir. Kentin bu bölümünde Pergamon’un tam 200 bin parşömen barındıran ünlü kütüphanesinin kalıntılarını da görmeniz mümkündür. Akropol’ün Yukarı Agora bölümüne ilerlediğinizde ise Demeter Kutsal Alanı’nın kalıntılarını ve 3 teras halinde kurulmuş, Helenistik Dönem’in en büyük eğitim merkezlerinden biri olan Gynasium’u görebilirsiniz.
UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan adıyla Pergamon Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı, o kadar fazla değeri içinde barındırıyor ki hepsini eksiksiz olarak bir yazıda ele almak mümkün değil. Dünyada şimdiye kadar kurulmuş kentler içinde kültürel düzeyde olduğu kadar mimari ve mühendislik alanında da apayrı bir yere sahip olan bu antik kenti gelip yerinde görmek, sanıyoruz ki en akıllıca seçenek.
Katkıda Bulun